DOLAR
5,8567
EURO
6,5671
ALTIN
253,1111
BİST100
93.646

Yazının keşiflerle dolu serüveni...

08.06.2019 00:00

Ramazanın hemen öncesinde son bulan Kocaeli Kitap Fuarını gezerken “Bilimin Öncü Kadını REMZİYE HİSAR” kitabına tesadüf etmiştim. Önsözüne ve arka kapak yazısına hızlıca göz attığım kitabın kapağındaki fotoğraf mıh gibi aklıma çakıldı kaldı. Beyaz önlüğüyle orta yaşı çoktan geride bırakmış Remziye Hanımın hekim ile eczacı sentezi görünümü bir süre sonra bu konuya yeniden döneceğimi işaret ediyordu.

İş Kültür Yayınları arasından çıkan kitabı yayına hazırlayan isim M. Ali Alpar... Bilim çevrelerinde tanınan bir akademisyen ve başarılı bir fizikçi olarak ismine aşina olduğum Alpar’ın hazırladığı bu kitabı okuma listesine çoktan almıştım.

Türkiye’nin ilk kimyageri...

Dünyaca ünlü bilim kadını Madam Curie’nin öğrencisi olarak Sorbonne’da biyokimya doktorası yapan Hisar’ın Balkanlarda başlayan yaşam öyküsü Boğaz’ın kıyısında son buluyordu. Kurtuluş Savaşının en ateşli günlerinde Adana’da okul müdireliği yapması aklıma hemen bir başka bilim insanı Prof. Dr. Mustafa İnan’ı getiriyordu. Acaba yolları hiç kesişmiş olabilir miydi?

Adana Lisesinde karşılaşmaları pek imkan dahilinde değildi ama Teknik Üniversitede aynı yıllarda görev yaptıklarına göre birbirlerini yakından tanıyor olmalıydılar. Üstelik de biraz daha okumayı derinleştirdiğimde bir başka isimle olan bağı keşfediyordum. Ülkemizin yetiştirdiği en önemli matematikçilerden Cahit Arf, ünlü fizikçi Feza Gürsey’i hep desteklemiş ve bilimsel çalışmalarına referans olmuştu. Peki Feza Gürsey’in Remziye Hisar ile ilişkisi neydi dersiniz? İşte bu yetenekli bilim insanının annesiydi Remziye Hanım... Türkiye’de kimya biliminin kurucuları arasında kabul edilen Remziye Hisar’ın oğlu Feza Gürsey’e de ayrıca bir bölüm açmamız gerekiyor. Okudukça yeni isimlere ulaşıyor ve her defasında şaşırtıcı serüvenlere tanıklık ediyordum.

Bilime adanmış bir ömür...

Annesinden önce hayata veda eden Feza Hocaya dair kısa bir araştırma yaptığımda ise dünyanın en prestijli üniversitelerinde parlak bir kariyerin izlerine rastlıyordum. İşte Feza Hocanın ayak izlerini takip ettiğimizde rastladığımız okullar; Cambridge, Princeton ve Columbia... Sahip olduğu uluslararası üne ve cazip iş olanaklarına rağmen ODTÜ’nün teklifini kabul edip yurda dönen Gürsey, burada 'Teorik Fizik Bölümü'nün kurulmasına öncülük yapıyor. 1974 yılına kadar ODTÜ'de öğretim üyeliği görevine devam eden Feza Gürsey, sayısız öğrenci yetiştirdi ve etkin bir araştırma grubu kurdu. 1974'de Yale Üniversitesi'nde kürsü başkanlığına getirildi. Türkiye’nin ateş çemberinden geçtiği ve terör nedeniyle üniversitelerin bilim yuvası olmaktan uzaklaştığı yıllarda ABD’ye giden ülkenin en yetkin fizik ve matematikçisinden artık ABD üniversiteleri istifade ediyordu.

Cumhuriyet kuşağının idealizmi...

“Fen derslerindeki kanunlarda, buluşlarda hep yabancı isimler görmek beni kahrediyordu. Fen alanında bir tek Türk ismi görememenin ezikliğini, bu dalda başarılı olursam giderebilirim sanıyordum” sözleriyle bilime dair kızıl elmasını paylaşan Remziye Hanım ise oğlundan çok daha zorlu ve sıkıntılı bilim yolculuğunda hep bu idealin peşinde koşmuştu.

Emeklilik yıllarında verdiği bir söyleşide, “Mütareke yılları, biz kadınların meslek seçiminde fazla şanslı olmadığı yıllardı. Bizim kuşağın okuma tutkusu, tarihimizin bu mücadeleli günleri bilindiğinde anlaşılabilir ancak. Kadınların sadece öğretmenlik yapabildiği gençlik günlerime dönüp baktığımda ne çok yol aldığımızı daha iyi görüyorum.” diyerek bu topraklarda asıl savaşın ve mücadelenin bilim ve eğitim olduğunu ortaya koyuyordu. Adana’dan Zonguldak’a, Bakü’den İstanbul’a kara tahta ve okul sıraları arasında geçen yıllarında bilimin ışığının daha fazla aydınlatması için çaba harcıyordu.

Osman Hamdi’den sonra bu toprakların ilk doktoralı ismi olan Remziye Hisar, 1933 Üniversite Reformu’ndan sonra İstanbul Üniversitesi’nde göreve başlayan ülkenin ilk dört kadın doçentinden biri… Türkiye’nin ilk kadın kimyageri unvanına da sahip olan Remziye Hisar ile 1992 yılındaki ölümünden kısa bir süre önce Anadoluhisarı’ndaki evinde konuşan ve onun yaşam öyküsünü tüm yönleriyle kayıt altına alan Mehmet Ali Alpar, Cumhuriyetin ilk kuşağına hakim olan idealizmi çok iyi görmemizi de sağlıyor.

Remziye Hisar’ın oğlu Feza Gürsey’in ODTÜ’deki son öğrencilerinden biri olması muhtemel Mehmet Ali Alpar’a dair de bir kaç cümle yazmam lazım. Sabancı Üniversitesinde fizik profesörü olarak çalışan Alpar’ın araştırma alanı ise nötron yıldızları. Hükümetin müdahalesi nedeniyle 2011 yılında TÜBA üyeliğinden istifa eden Alpar da görkemli bir bilimsel geçmişe sahip.

Remziye Hisar’dan yola çıkıp Mustafa İnan’a, oradan Cahit Arf’a ve Feza Gürsey’e uzanan yazı serüvenim başladığı yere Mehmet Ali Alpar’a dönerek nihayetleniyor. Siz siz olun, hayatınızda bilime ve bilimin öncülerine daha fazla yer verin...


Yorum Ekle