Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Eylem Tok ve oğlunun, Türkiye Cumhuriyeti'nin yanı sıra ABD makamları tarafından da yargılanabileceğini ifade etti.

Trthaber'in haberine göre: Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Eyüpsultan'da meydana gelen ölümlü kaza sonrasında kaçan Eylem Tok ve oğlu T.C. ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yaralanan veya hayatını kaybedenlerin yakınlarının tazminat davası açmaları durumunda tedbir alınabileceğini belirtti. Tunç, "Cezai açıdan soruşturma kapsamında tutuklama kararı yargılama makamlarınca verildi. Eylem Tok’un asistanı, o gece kaçmalarına yardımcı olan kişi. Bir de yaralananlardan birinin telefonunu oradan almış, o da delilleri yok etme anlamında bir hareket. Onun hakkında da yargılama makamlarınca adli kontrol kararı verildi. Baba hakkında da adli kontrol kararı verildi." şeklinde konuştu.

Bakan Tunç'un açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

İade dosyasında eksik yok!

Bizim geçici tutuklama kararının uygulanması gerektiğini ifade ediyoruz. Yani, geçici tutuklama kararımız var ve tutuklanmalarını ve bize teslim edilmelerini talep ediyoruz. Biz yargılama yapacağız. Şu anda iadeyle ilgili dosyada herhangi bir eksiklik bulunmamaktadır. Şimdi oradan bir cevap bekliyoruz.

Ülkemizin kanunlarında, vatandaşlar iade edilmez prensibi bulunsa da bu kesin bir kural değildir. Örneğin, alt soyun üst soyu suçluyu kayırmakla suçlaması gibi durumlar da değerlendirilir. Ancak sadece suçluyu kayırmakla sınırlı olmayabilir. Delillerin yok edilmesi, yaralıları terk etme gibi birçok suç söz konusu olabilir.

İfade almadan ceza olmaz!

Soruşturmayı başlatabiliriz ancak yargılama yapabilmemiz için kaçak şahsın ifadesinin alınması gerekir. Kaçak durumuna geçen bir şahıs için Anayasa Mahkemesi bile ceza verilmesine yer olmadığına karar verse bile bu kişinin ifadesinin alınması gerektiği belirtilmiştir. Son yaptığımız düzenleme de bu noktada önemliydi, 8. Yargı Paketi'nde bu hususa dikkat edilmiştir. Dolayısıyla, ifadesini almadan cezalandırma yoluna gidemeyiz.

ABD makamları, yabancı ülkede bir yabancıya karşı işlenen suçlar için yargı yetkisine sahip olabilir. Bu durumda, ABD'nin vatandaşı olan bir kişi yabancı bir ülkede suç işlediyse, ABD makamları bu kişiyi kendi kanunlarına göre yargılayabilir.

CHP’de yaşanılan para sayma görüntüleri

CHP'deki para sayma görüntüleri ile ilgili de konuşan Tunç, şunları söyledi: "Savcılık, paraların kaynağını araştırmak için ifadeye çağırdı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı ve aynı zamanda Beylikdüzü'nden meclis üyesi olan şahsiyet, paraların kaynağını açıkladı. Kendisine göre, paraların güvenliği nedeniyle yanında bir yardımcı olması gerekiyordu ve bu nedenle Tuncay Yılmaz'ı çağırdı. Ancak savcılık, bu paraların kaynağını ve alındığı şekli araştırıyor. Bu paraların bağış yoluyla mı, belgelerle mi, banka yoluyla mı alındığı gibi soruların cevapları aranıyor.

Milletvekilinin tanık olarak ifade vermesi için davetiye çıkarıldı ve bu ifadeyi vermesi gerekiyor. Eğer gelmezse, bu durumda kamuoyunda şüphelerin artmasına neden olabilir. Ancak milletvekili, zorla getirilme gibi bir durumla karşılaşmaz. Seçimler yaklaştığı için, milletvekili ifadesinde kaynağı açıklamazsa, bu durum kamuoyunda endişe yaratabilir. Ancak milletvekili, tanık olarak ifade verme hakkına sahiptir ve ifadesi savcılığın talebi üzerine alınır. Eğer soruşturma başlamışsa, savcılık gerekli adımları atar ve yargı süreci işler. Savcılığın talimat alması veya verilmesi söz konusu değildir ve bu durum yargı bağımsızlığının bir gereğidir.

Görüntülerdeki kişilerin ifadeleri alınıyor. Bu ifadeler hakkında detaylı bilgiye sahip değiliz. Savcılık, bu ifadelerden hareketle başka ifadelere ihtiyaç duyuyor ve bu kişileri de çağırıyor. Türk Ceza Kanunu'nda belirtilen suçlara göre durum değişiklik gösterebilir. Siyasi Partiler Kanunu'nda ise bağışların kuralları ve belirli miktarları mevcuttur. İfadeler alındıktan sonra, ortaya çıkacak bağlantılar ve deliller üzerinde değerlendirme yapılacaktır."

Trabzon'daki olaylı maçta yaşanılanlar

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Trabzonspor-Fenerbahçe maçındaki olayların sahalarda olmaması gerektiğini belirterek, "

Bu tür olayların sahalarda yaşanmaması gerekiyor. Sporun kardeşlik olduğunu belirtsek de, maalesef bazen düşmanlığa dönüşebiliyor. Dünkü olaylarda 12 kişi gözaltına alındı ve soruşturma başlatıldı. Sahaya inen ve saldıranlarla ilgili görüntüler inceleniyor. Görüntüler incelendiğinde, iki tarafın sporcuları arasında karşılıklı arbedelerin yaşandığı görülüyor. Soruşturma halen devam etmektedir. 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunumuz mevcuttur ve bu kanunda hangi fiillerin hangi yaptırımlarla karşılaşacağı yazılıdır.'' dedi.

Cezalara düzenleme gelecek

Spor kulübü yetkililerinin ve özel güvenlik personelinin tedbir alması gerektiğini vurgulayan Tunç, "Emniyet güçlerinin yanı sıra sahada bulunan özel güvenlik görevlilerinin de gerekli tedbirleri alması gerekiyor. Sahaya kimsenin girmemesi için bu tedbirlerin alınması lazım. Bu konuda detaylı bir soruşturma halen devam ediyor. Bunu siyasete alet etmek asla doğru değil. Bu, kötü niyeti gösterir. Dolayısıyla buna izin vermemiz gerekmiyor. Mevzuatımız gerekli cezaları içermektedir. Ancak yine de 'Para cezalarında veya hapis cezalarında yeniden düzenlemeye ihtiyaç var mı?' konusunu arkadaşlarımızla değerlendirdik. Bu konuda bir taslak çalışmamız oldu. Tabii ki bunu yargı paketinde de görebiliriz ancak bunun madde sayısına bağlı olduğunu unutmamak gerekir. Seçim sonrası Meclisimize sunmayı düşündüğümüz, caydırıcılık açısından bir taslak olacak birkaç madde değişikliği olabilir." dedi.

Şanlıurfa’da zincirleme kaza: 7 yaralı Şanlıurfa’da zincirleme kaza: 7 yaralı

Olaylara karışan futbolcular hakkında da konuşan Tunç, "Görüntüler incelenecek. Bu görüntüleri değerlendirecek olan Cumhuriyet Savcılığıdır. Eğer meşru savunma sınırlarını aşarak karşı tarafa zarar veren bir durum varsa, bu taraftar ya da futbolcu olsun, her iki taraf için de bir suç işlenmiş olur ve bu suçlar soruşturulur." dedi.

Kedi 'Eros' davası

Yargının verdiği her kararın toplum vicdanında makes bulduğunu aktaran Tunç, şöyle devam etti:

"Öncelikle, birinci derece mahkeme tarafından verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası kararı sonrasında tutuklu kalan ve daha sonra tahliye edilen kişi, tahliye sonrasında toplumda büyük bir tepkiye yol açtı. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı üzerine, ağır ceza mahkemesi ilk kararı kaldırdı ve yeniden yargılama için bir tarih belirledi. Bu süreçte, birçok kişi adliyeye akın etti. İlk kararın ardından Cumhurbaşkanı'nın bu kişiyi aradığı da gündeme geldi. Ancak, yeniden yargılama sürecinde mahkemenin vereceği karara önceden müdahale etmek mümkün değildir. Yeniden yargılama sonucunda mahkeme, önceki kararından farklı olarak daha uzun bir hapis cezası olan 3 yıl hapis cezası verdi. İyi hal indirimi uygulanarak ceza 2 yıl 6 aya düşürüldü. Bu karar, Hayvanları Koruma Kanunu'nda yapılan değişikliklerin sonucu olarak geldi; çünkü bu kanunda eskiden hapis cezaları bulunmuyordu.

Bu durum da bir tepkiye neden oldu. Cumhuriyet savcımızın istinafa başvurması bekleniyor. Bazıları, insanlara bu tür cezaların verilmediğini düşünüyor. Ancak, cezasızlık algısını ortadan kaldırmak için, kişi hangi suçu işlerse işlesin, belli bir süre hapis cezası alması gerektiği düşünülüyor. Ancak, olumlu örnekler de var. Örneğin, Seferihisar'da bir köpeği kulübede yakarak öldüren kişi, hakim tarafından 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Eros'un bu vahşetle öldürülmesi hepimizi derinden etkiledi. Bir canın böyle acımasızca işkenceyle 6 dakika boyunca dövülmesi tam anlamıyla vahşettir. Bu tür eylemlerin cezasız kalmaması gerektiği düşünülüyor. Önceden sadece para cezaları uygulanıyordu, ancak bu artık yeterli görülmüyor."

Tunç, cezasızlık algısıyla ilgili olarak denetimli serbestlik konularında çalışmalarının olduğunu belirtti ve şunları ekledi: "Sokak hayvanlarıyla ilgili olarak Tarım Bakanlığı ile birlikte bir çalışma yaptık. Hayvanların korunması konusunda hassasiyet gösteriyoruz. Ancak, insan sağlığını da tehlikeye atmamaları önemli. Bu bağlamda, yasal bir düzenlemeyle dengeyi sağlayacak çalışmalarımız var. Bu konu seçim sonrasında gündeme gelecek."

Kadına yönelik şiddet

Tunç, kadına şiddetin önlenmesiyle ilgili olarak 6284 sayılı yasanın mevcut olduğunu belirtti ve şunları ekledi:

"Bu yasada çeşitli tedbirler bulunuyor. Ceza mevzuatımızda da cezaların artırılmasıyla ilgili çalışmalar yaptık. Geçen yasama döneminin son paketinde cezaları artırdık. Örneğin, kasten öldürme suçu bir erkeğe karşı işlenmişse müebbet hapis cezası, kadına karşı işlenmişse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörüldü. Kasten yaralama, eziyet, işkence gibi suçlarda da kadına karşı işlenen suçların cezalarını daha da artırdık. Israrlı takibi yeni bir suç tipi olarak da ihdas ettik. Bu konuda Meclisimizin yasama anlamında üzerine düşeni yaptığı kanaatindeyim. Suçu önleme bakımından, 'Benim hayatım tehlikede' diyen bir kadın hakkında mahkeme kararına gerek olmadan o tedbir mutlaka hemen gecikmeksizin verilmeli."

Kaynak: HABER MERKEZİ