Yakın gelecekte, dünya genelinde herkesin bir saniyesini kaybetmesi bekleniyor. Yapılan yeni bir araştırmaya göre, bu kaybın ne zaman yaşanacağı, kutup buzlarının erimesi gibi çevresel etkenlere bağlı olarak belirlenecek. Zira bu tür doğal olaylar, Dünya'nın dönüş hızını etkileyerek zamanı da değiştiriyor.

Dünya'nın dönüşü, günlük zaman ölçülerimizin temelini oluşturur. Ancak, bu dönüş sürekli sabit değildir; Dünya'nın yüzeyinde ve iç çekirdeğinde meydana gelen değişiklikler, zaman zaman hafif dalgalanmalara neden olabilir.

Neredeyse algılanamayan bu değişiklikler zaman zaman dünya saatlerinin "artık saniye" ile ayarlanması gerektiği anlamına geliyor.

Bu küçük bir değişiklik gibi görünebilir ancak bilgi işlem sistemleri üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir.

Yıllar boyunca, zaman zaman dünya saatlerine çok sayıda artık saniye eklendi. Ancak uzun bir yavaşlama eğiliminin ardından, çekirdeğindeki değişiklikler nedeniyle Dünya'nın dönüş hızı artık artma eğiliminde.

Fransa'daki Uluslararası Ağırlık ve Ölçüler Bürosu Zaman Departmanı'na göre, yakın gelecekte bir saniyenin çıkarılması gerekecek.

Zaman nasıl ölçülüyor?

1955'ten önce, bir saniye, Dünya'nın yıldızlar göre bir tam dönüşünün belirli bir bölümü olarak tanımlanıyordu.

Bayraktar TB3’ün toplam uçuş saati 272 saati geçti Bayraktar TB3’ün toplam uçuş saati 272 saati geçti

Sonrasında, son derece hassas atom saatlerinin ortaya çıkmasıyla, fiziksel bir saniyenin daha istikrarlı bir şekilde tanımlanabileceği bir dönem başladı.

1960'ların sonlarından itibaren dünya, zaman dilimlerini ayarlamak için koordineli evrensel saati (UTC) kullanmaya başladı. UTC, atom saatlerine dayanıyor olsa da, gezegenin dönüşüne göre düzenlenmiş durumda.

Ancak, Dünya'nın dönüş hızı sabit değil, bu nedenle iki zaman ölçeği yavaş yavaş birbirinden uzaklaşıyor. Bu durumu düzeltmek için zaman zaman "artık saniye" eklenmesi gerekiyor.

Dünya'nın dönüşündeki uzun vadeli değişikliklere etki eden faktörlerden biri, okyanus tabanındaki gelgitlerin sürtünmesidir. Bu sürtünme, Dünya'nın dönüş hızını yavaşlattır.

Son zamanlarda, fosil yakıtların yanmasıyla artan sera gazı emisyonları, küresel iklim değişikliğine ve buna bağlı olarak kutup buzlarının erimesine neden oluyor. Bu da Dünya'nın kütle dağılımını değiştirerek dönüş hızını etkileyen bir unsur haline geldi.

Buz okyanusta eridikçe eriyen su kutuplardan Ekvator'a doğru hareket ediyor ve bu da Dünya'nın dönüş hızını daha da yavaşlatıyor.

Editör: Mehmet Köşker