Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim öykümüz Filistin Davası’ndan ayrı yazılamaz. Ne mutlu ki, Filistin Davası’nın büyük öyküsünde de bizim bir yerimiz vardır." dedi.

Erdoğan, "Bugün, derin bir üzüntüyle vefatını öğrendiğimiz son devrin manevi liderlerinden Hasan Kılıç Hocaefendi'ye Allah'tan rahmet diliyorum. Merhum Hasan Efendi ile son zamanlarda yüz yüze görüşmüş, kendisinin hayır dualarını almıştık. Rabbim, ruhunu şad, mekanını cennet eylesin. Kıymetli hocamızın ailesine, yakınlarına, talebelerine ve tüm İsmailağa camiasına başsağlığı ve sabır diliyorum." şeklinde konuştu.

Kalkınma yolu projesi!

Erdoğan, ziyaret kapsamında, Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşit'le ve Irak Başbakanı Sudani ile yaptıkları görüşmelerde son dönemde ivme kazanan ilişkileri ele aldıklarını söyledi.

İki ülke münasebetlerini daha da ilerletme yönündeki ortak iradelerini teyit ettiklerini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Başbakan Sayın Sudani liderliğindeki hükümetin Irak'ta istikrar ve refahın devamı için attığı adımlara verdiğimiz desteği tekrar vurguladık. Özellikle terörle mücadele, ticaret, ulaştırma, enerji ve iklim değişikliği gibi konularda atabileceğimiz adımları değerlendirdik. Irak'ın kısa süre önce terör örgütü PKK'yı yasaklı örgüt ilan etmesinden duyduğumuz memnuniyeti dile getirdik. PKK'nın resmen terör örgütü ilan edilmesiyle Irak'taki varlığının sonlandırılması yönündeki beklentimizi bir kez daha vurguladık. Gelecekte bu konuda somut adımların daha net görülmesini umuyoruz.

Kalkınma Yolu Projesi de gündemimizin en öncelikli konularından biriydi. İmzaladığımız dörtlü mutabakat belgesi ile bu alanda önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktık. Bundan sonra daha fazla ilerleme kaydetmeyi umuyoruz. Ayrıca, imzalanan 27 anlaşma ve mutabakat belgesiyle ilişkilerimizin dayandığı hukuki zemini güçlendirdik. Stratejik çerçeveye ilişkin mutabakat belgesi özellikle ilişkilerimizin geleceğini belirleyecektir. Böylece, ilişkilerimizi daha kurumsal, yapıcı ve sonuç odaklı hale getirme yolunda tarihi bir adım attık. Bu anlaşmaların etkin bir şekilde uygulanması konusunda hemfikiriz. Iraklı kardeşlerimizin de bu konuda gerekli iradeye sahip olduğuna inanıyoruz. Bağdat'ta ayrıca Türkmen liderlerini de kabul ettim. Türkmen kardeşlerimize ülke ve millet olarak her zaman yanlarında olduğumuzu ve olacağımızı ifade ettik."

PKK'ya karşı atılacak adımlar

Bağdat'tan sonra Erbil'e geçtiklerini ifade eden Erdoğan, seyahatinin Erbil bölümünde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi liderleri ile verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktardı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ziyaretimiz sırasında Erbil'in her köşesinin Türk bayrağı ile süslenmiş olması, gerçekten duygulandık. Türkiye ile Irak Kürt Bölgesi arasındaki samimi dostluğu bu şekilde bir kez daha görmek bizleri mutlu etti. Irak Kürt bölgesel yönetimiyle kurduğumuz iş birliğini daha da ileriye taşıma kararlılığımızı vurguladık ve bu mesajı kendilerine net bir şekilde ilettik. PKK tehdidiyle mücadele konusunda atılacak adımları ele aldık. Terörle mücadelede elde edilecek kalıcı başarıların bölgenin güvenliği için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha teyit ettik. Ayrıca, enerji, ulaştırma, ticaret ve yatırımlar gibi ekonomik ilişkilerimizi detaylı bir şekilde değerlendirdik. Görüşmelerimizde, Gazze başta olmak üzere Filistin'deki insanlık dramını da ele aldık. İsrail'in bölge ve Irak üzerindeki olumsuz etkilerine karşı Irak'ın güvenliğine ve istikrarına verdiğimiz önemi vurguladık. Irak'la hem ikili hem de bölgesel düzeyde artan iş birliğimizin bölgenin genel huzur ve istikrarına katkı sağlayacağına inanıyorum. Yaptığımız görüşmelerin ve aldığımız kararların ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Samimi misafirperverlikleri için tüm Iraklı kardeşlerimize teşekkür ediyorum."

Basınla soru-cevap

Öyle de ya da böyle terör yok edilecek

Irak ve Suriye'deki terör tehdidiyle mücadelede, sadece bizim çabalarımız değil, her iki ülkenin yönetiminin ortak çabalarıyla bu bataklık kurutulacaktır. Ayrıca, terör örgütleriyle kararlı bir şekilde mücadele etmekteyiz ve bu kapsamda PKK/PYD/YPG gibi örgütlerle olan mücadelemiz uzun yıllardır devam etmektedir. Gelecekte de aynı kararlılıkla bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Hem iç hem de sınır ötesinde, uluslararası hukuka ve komşularımızın toprak bütünlüğüne saygı çerçevesinde bu mücadeleyi yürüteceğiz. Komşularımızın da kendi topraklarından gelen tehditlere karşı gerekli adımları atmalarını ve birlikte bu mücadeleyi sürdürmemizi temenni ediyoruz.

Bakan Şimşek: 'Borsa'da oynuyor bizimki' derler ya, borsa bir oyun alanı değil Bakan Şimşek: 'Borsa'da oynuyor bizimki' derler ya, borsa bir oyun alanı değil

PKK/PYD/YPG terör örgütü, Irak'ın istikrarına, kalkınmasına ve huzuruna yönelik bir tehdittir. Bu tehdidin ortadan kaldırılması, Irak'ın çıkarınadır. İnanıyorum ki Irak yetkilileri bu gerçeği görmekte ve bu sorunu çözmek için irade göstereceklerdir. Irak'ın kalkınma hedeflerine ulaşması ve uluslararası yatırımların güvenliğinin sağlanması için bu terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesi ve Irak'ın geleceği için güvenli bir ortamın oluşturulması şarttır. Biz terörle mücadelede kararlıyız ve bu konuda gereken adımları atacağız. Terör örgütleriyle işbirliği yapanlara ve terör örgütlerini kullananlara asla izin vermeyeceğiz.

Fırat ve Dicle suları

Su konusunda kaynakların akılcı bir şekilde kullanılması son derece önemlidir. Irak'ın su talepleri dikkate alınmalı ve değişen iklim şartlarına uygun yeni planlar ve programlar geliştirilmelidir. Türkiye'nin de su konusunda benzer sıkıntılar yaşadığı unutulmamalıdır. Türkiye su stresi yaşayan bir ülkedir ve gelecekte su temini konusunda sorunlarla karşılaşabilir. Bu nedenle, planlamalarda temkinli olunmalıdır.

Teknik meseleler detaylı bir şekilde incelenmeli, geleceğe yönelik senaryolar oluşturulmalıdır. Su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı için uzlaşmacı ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsenmelidir. İyi niyetle diyaloğun sürdürülmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve ortak sorunlara müşterek çözümler üretilmesi önemlidir. Su, çatışma nedeni olmaktan ziyade müşterek çıkarlara hizmet eden bir iş birliği alanı olmalıdır.

İslam aleminin en önemli meselesi Gazze

Gazze meselesine 7 Ekim öncesi perspektifle bakmak hata olur. İsrail'in benzersiz katliamlara imza atması ve Gazze'yi yok etme niyeti, yaklaşımımızı değiştirmemiz gerektiğini gösteriyor. Gazze'nin İsrail tarafından ele geçirilmesi, diğer işgallerin de kapısını açabilir. Gazze'nin İsrailli yerleşimcilere açılması, İsrail'in daha agresif ve pervasız olmasına neden olabilir. Buna müsaade etmemiz düşünülemez. Bu nedenle atılması gereken adımlar var. İsrail'in bu saldırgan ve vahşi tavırlarına karşı Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'ni devreye sokma ve ortak adımlar atma çabası içinde olacağız.

İslam dünyası bu soykırıma varan katliamlar zinciriyle sarsılmazsa, tamamen reflekslerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle sessiz kalmamız mümkün değil. İslam dünyasının odaklanması, çözüm için akıl yürütmesi ve etkili politikalar üretmesi gereken yer Gazze'dir. Hamas yetkilileri ve diğer ülkelerin liderleriyle bu konuları görüşmeye devam edeceğiz. Bu konu bizim birinci gündem başlığımızdır ve çözüm için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Herkes bu konuyu görmezden gelebilir veya unutabilir, ancak bizim için böyle bir yaklaşım mümkün değildir.

Bizim öykümüz Filistin Davası’ndan ayrı yazılamaz

Sayın Haniye ile gerçekten çok samimi bir görüşme gerçekleştirdik. Onu İsrail'e karşı mücadelede kararlılıkla gördüm. Bu samimi görüşmede gönülden gönüle uzanan bağın, Filistin'deki karşılığını hissettik. Biz Filistinli kardeşlerimizle et ve tırnak gibiyiz. Onların acılarını hissediyoruz ve asla rahat uyumuyoruz. Bizi Filistin'deki kardeşlerimizle ayrı bir yere koymaya çalışanlar büyük bir yanılgı içindeler. Onlar bizi tanır, biz onları tanırız. Bu durumu daha önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ve diğer platformlarda açıkça ifade ettik ve bundan sonra da aynı şekilde davranacağız.

Biz hiçbir zaman Hamaslılar dahil Filistinli kardeşlerimizi kendi başlarına bırakmayız. Bu nedenle Gazze'ye şu ana kadar yaklaşık 45 bin ton yardım gönderdik. Yardımlarımız devam ediyor ve etmeye devam edecek. Ayrıca Ankara ve İstanbul'daki hastanelerimizde yaralıları tedavi ediyoruz. Sahra Hastanesi projesi kapsamında da Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bizim hikayemiz Filistin Davası'ndan ayrı düşünülemez. Ne mutlu ki, Filistin Davası'nın büyük hikayesinde bizim de bir yerimiz var. Bu gerçeği Filistinli kardeşlerimizin bize olan samimi sözlerinden, onların dualarından anlıyoruz. Onların sevgisine ve yüce gönüllülüğüne layık olabilmek için ne kadar çalışırsak, o kadar mutlu oluruz. İnsanlık için zaman daralıyor, bu nedenle Filistin için daha fazla çaba harcamalı, yaraları saracak, bebeklerin acı çığlıklarını dindirecek bir gelecek için çalışmalıyız.

Hamas yönetiminin Katar'dan ayrılacağı iddiası

Önemli olan Hamas liderlerinin nerede olduğu değil, Gazze'deki durumdur. Bu söylediğiniz konuyla ilgili olarak Katar'daki konumlarının ne olacağı hususunda doğrusu bana böyle bir bilgi gelmedi. Fakat Katar Emiri Sayın Şeyh Temim’in, bu kardeşlerimizle ilgili, onların Katar'daki pozisyonunu yok farz edecek bir adımı atacağına dair bir şey duymadım. Böyle bir adım atacağını da düşünmüyorum. Onlara karşı olan samimiyeti, onlara karşı olan tavrı, her zaman ailenin bir ferdi gibidir. Bundan sonraki süreçte de yine onlara karşı bu tavrın değişeceğine asla ihtimal vermiyorum.

TRT Arabi ekibine saldırı

İsrail'in gerçeklerden rahatsızlığının somut kanıtı, özellikle yazılı, görsel medya mensuplarına yönelik bu saldırılarıdır. İsrail katliamlarının izlerini silmek, soykırım delillerini karartmak için bu saldırıları gerçekleştiriyor. Demokrasinden, insan haklarından, hürriyetlerden dem vuranlar bu tabloyu iyi analiz etmelidir.  Yüzlerce basın mensubunun bu şekilde öldürülmesi dünyanın bu saldırılara karşı, bu zulme karşı sessiz kalması anlaşılır değildir. TRT mensubu kardeşimizin ağır yaralanmış olması da gerçekten bizler için ayrı bir üzüntüyü beraberinde getiriyor. Rabbim sağlık, sıhhat, afiyet lütfetsin inşallah. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar Uluslararası Adalet Divanı önüne biz İsrail’in işlediği suçlara dair bütün belgeleri koyduk, koymaya devam edeceğiz. Biz gerçeği ortaya koymaya, İsrail'in cinayetlerini dillendirmeye devam edeceğiz. Şunu bilelim ki, zamanın Hitler'i Netanyahu ve suç ortakları hesap vermekten kaçamayacak. O ne kadar kaçarsa kaçsın, biz de o denli onu takip edeceğiz. Bir gün mutlaka adalet, masumların ve mazlumların hesabını onlardan soracak. Adalet sormazsa tarih soracak.

Umarım Ermenistan doğru yolu tercih eder

Artık bölgede yeni bir düzen kuruluyor. Dayanaksız ezberlerin bir kenara bırakılma vakti geldi ve geçiyor. Zamanın gerçekleriyle hareket etmek, gerçeklikle bağı olmayan uydurma tarihi öykülerle hareket etmekten her zaman daha iyidir. Şu anda bunu Paşinyan da anlamış durumda. Tarihsel süreçte neyin ne olup bittiğini öncelikle tarihçiler ele alır. Bu konuda en başından beri çok açık davrandık ve arşivlerimizi açabileceğimizi söyledik ve açtık. Şimdi gerçekçi bir zeminde yeni bir yol haritaları oluşturma zamanıdır. Umarım Ermenistan, diasporanın kendilerini esir ettiği karanlıktan kurtulup, aydınlık yarınlar için yeni başlangıçlar yapma yolunu seçer. Fırsat kapıları sonsuza kadar açık kalmaz. Onu açık kaldığı süre içerisinde iyi değerlendirmek lazım. Sadece diaspora değil, birçok kışkırtıcı bu süreçte Ermenistan'ı, sizlerin de takip ettiğiniz gibi, etkileme gayreti içerisinde. Bunların farkındayız. Zaman zaman da bizler de uyarılarımızı yaptık. Umarım Ermenistan doğru yolu tercih eder ve yeni bir dönem başlar.

Özgür Özel ile görüşme ve Anayasa çalışmaları

Şu an itibariyle henüz böyle bir randevu talebi gelmiş değil. Fakat olabileceğini düşünüyoruz. Dünyada birçok alanda değişimden söz ediliyor. Sosyolojiler, teknolojiler, iklimler ve daha birçok zemin çok hızlı değişiyor. Bunu ayak uydurmak için de Türkiye'nin eskinin darbe ruhunu özünde barındıran anayasa metninden kurtulup yenilikçi ve özgürlükçü bir anayasaya kavuşma zamanı gelmiştir. Yani bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi'nin de böyle bir değişime destek verebileceği düşüncesinde ve inancındayım. Bu görüşme sağlandığında tabii ki anayasa konusu da bizim görüşme başlıklarımızın arasında yer alacaktır. Kaldı ki Meclis Başkanımızın da liderlerle yapacağı görüşmelerde bu konuları onlarla ele alma düşüncesinin olduğunu biliyorum.

Doğrusu ben de bize çok ama çok dar gelen bu mevcut anayasayla ilgili liderler olarak neler yapabiliriz, bunları konuşmakta fayda var diye düşünüyorum. Sayın Özel'in bu ziyaretinin gerçekleşmesi halinde kendisiyle de bunları konuşarak böyle bir adımı atabileceğimizi kendisine teklif etmekten daha doğal bir şey olmaz. Biz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun en önemli köşe taşlarından biri olan yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili çalışmaktan, gayret etmekten geri durmayacağız. Milletimize yeni ve demokratik bir anayasa kazandırana kadar gayretimiz sürecektir.

"Anayasa'nın hükümlerini kimler çiğnemeye kalkıyorsa bedelini ödemeye hazır olmalıdır"

Bu konuyu İçişleri Bakanlığımız şu anda kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Türkiye'de hepimizi temsil eden değerler vardır. Bunları dışlamak, bunlara saygısızlık etmek, birlik ve bütünlüğümüze kastetmek anlamına gelir ve tabii ki hukuk devletinde bunun da bir karşılığı vardır. Bunları daha önce de söyledim. Teröre destek vermek, terörle müşterek hareket etmek şüphesiz ki bizim değerler silsilemize saldırıdır ve bununla ilgili olarak da Anayasanın çok açık hükümleri vardır. Türk'ü de Kürt'ü de Laz'ı da Çerkez'i de diğer gruplar da bu ülkenin hür ve eşit vatandaşlarıdır. Bunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmez ve yetmeyecek.

Birliğimize ve bütünlüğümüze böylesine kışkırtıcı eylemlerle el uzatmaya kalkanlara bundan önce hukuk zemininde hangi yanıt verildiyse aynısının ortaya konması sürpriz olmaz. Buna bir defa herkesin hazır olması gerekir. Sayın Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu açıklamalar Anayasa hükmünün icrasından başka bir şey değildir. Aynı durum şu anda benim için de geçerlidir. Anayasa'nın hükümlerini kimler çiğnemeye kalkıyorsa bedelini de ödemeye hazır olmalıdır.

Kamuda tasarruf

Tasarruftan kamuda gereksiz harcamaların ortadan kaldırılması, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması anlaşılmalıdır. Yani bundan farklı bir şey anlaşılmamalı. Bütçelerin buna göre revize edilmesi için bizler de şu anda bir çalışma yapıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız tasarruf adımlarını takip edecek, resmi taşıt kullanımlarından, haberleşme giderlerine, temsil, tören, ağırlama hizmetlerinden, demirbaş alımlarına kadar tüm harcamalar gözden geçirilecektir. Gerçek ihtiyaçlar tespit edilip ihtiyaç dışı harcamaların önü kesilecek. Milletimizin refahını artırmak için tasarruf tedbirleri almak durumundayız. Bunun için de gereği neyse kesinlikle bunu hükümet olarak yapmakta kararlıyız. Önceliğimiz ve birinci hedefimiz, tasarrufu kamu harcamalarında uygulamak, enflasyonu düşürmek ve ekonomiyi rahatlatmaktır. Bunu daha önce biz başardık. Yine başaracağız.

Gıdada fahiş fiyat

Burada temel önceliğimiz her şeyden önce vatandaşımızın refahıdır. Fahiş fiyatlarla mücadelede yeni ve daha caydırıcı tedbirler ortaya koyabiliriz. Aşırı kar hırsı dizginlenmediği müddetçe ne kadar maaş artışı yaparsanız yapın sorun devam edecektir. Hele gıda gibi mecburi kalemlerde buna müsaade edemeyiz. Gerekli tedbirler için ilgili bakanlıklarımız şu anda çalışmalarını yapıyorlar. Kısa süre içinde somut birtakım adımlarla enflasyonu da artıran bu fahiş fiyatlara karşı mücadelemiz kesinlikle gerçekleşecektir. Ambalajların üzerine fiyatlarının yazılması konusu da düşünülebilir. Burada taviz veremeyiz, üzerine üzerine gideceğiz. Milletimizin fahiş fiyat yükünün altında ezilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bunu kim yaparsa yapsın bedelini fazlasıyla ödeyecek.

Kaynak: AA