ZBEÜ Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin kurucusu ve Geomatik Mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, geliştirdikleri afet radar uydularından elde ettikleri verilerle Türkiye'nin yer kabuğu hareketleri haritasını oluşturduklarını açıkladı.

Deprem 7

Kutoğlu, bu haritada Kuzey Anadolu Fay (KAF) Hattı'nın geçtiği noktalarda renk farklılıkları olduğunu ve bu farklılıkların hareket hızındaki değişimlerden kaynaklandığını belirtti.

Deprem 6

THY, İstanbul Havalimanı’nda "Pet Lounge" kuracak THY, İstanbul Havalimanı’nda "Pet Lounge" kuracak

Prof. Dr. Kutoğlu, "Bu farklı hareketlerin, fay hatlarının enerji biriktirmesinin başlıca sebebi olduğunu ve bu birikimin depremle sonuçlandığını gözlemliyoruz. Harita üzerinde, İzmit'te Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın denize girdiği bölge ile Tekirdağ'da karaya çıktığı bölgede, hareket hızlarının benzer olduğunu görüyoruz.

Deprem 5

Bu durum, Marmara Denizi'nin doğu ve batı yakasındaki hareket mekanizmalarının benzer olduğunu gösteriyor. Bu mekanizma, hareketi aktarıyor ve enerji birikimini sağlıyor. Bu enerji birikimi, Marmara Denizi içinde de aynı hızla devam ediyor. Dolayısıyla, Marmara Denizi'nin içindeki enerji birikimi, bir depremin meydana gelme ihtimalini ortaya koyuyor" dedi.

Deprem 4

Geliştirdikleri yazılım aracılığıyla, hareket hızlarındaki farklılıklardan kaynaklanan gerilim değerlerini Marmara Denizi'nde hesapladıklarını ifade eden Prof. Dr. Kutoğlu şu açıklamalarda bulundu;

"Prof. Dr. Kutoğlu, Adalar, Avcılar, Kumburgaz, Tekirdağ ve Ganos segmentlerini belirterek, en yüksek gerinime sahip olanın Tekirdağ segmenti olduğunu vurguladı. Tekirdağ segmentinin en tehlikeli ve kırılmaya en yakın olduğunu aktaran Kutoğlu, bu segmentin yaklaşık 50 kilometre uzunluğunda olduğunu ve tek başına kırılması durumunda 7-7.1 büyüklüğünde bir deprem üretebileceğini belirtti.

Deprem 3-1

Ayrıca, bu segmentin iki parçada aynı anda kırılması durumunda 7.4 büyüklüğünde bir depremle karşılaşabileceğini ifade etti. Üç segmentin kırılması durumunda ise 7.6 büyüklüğünde bir deprem olabileceğini dile getirdi. Ganos Fayı'nın da kırılması durumunda beklenmedik bir şekilde büyük bir deprem yaşanabileceğini örnekleyen Kutoğlu, Maraş depreminde olduğu gibi Marmara'da da benzer bir durumun yaşanabileceğini belirtti. Son olarak, 2-3 bin yılda bir olması beklenen bir depremde 4 segmentin birden kırılması durumunda depremin 7.8 büyüklüğüne ulaşabileceğini ifade etti."

Deprem 2-3

Prof. Dr. Kutoğlu, gelecek 1-2 yıl içinde çok yakın bir zamanda deprem beklemediklerini belirterek, bu süreçte kentsel dönüşüme hız verebileceklerini ifade etti. Türkiye'nin karasal alanının 769 bin kilometrekare olduğunu ve Hazine arazilerinin toplamının ise 358 bin kilometrekare olduğunu aktaran Kutoğlu, 2021 yılında TÜİK'in hazırladığı rapora göre, ikamet edilen konutların toplam sayısının 25 milyon civarında olduğunu dile getirdi. Bu 25 milyon konutun, yatay bir mimari ile hepsinin müstakil bir ev olduğunu varsaysak ve her birinin 300 metrekare genişliğinde, 100 metrekare bahçesi olduğunu düşünsek; ayrıca her birinin etrafında 5 metre yol payı olduğunu düşünsek; bu durumda toplam 625 metrekarelik bir parselden bahsedebileceğini belirtti. Bu hesabı 25 milyonla çarptıklarında Türkiye'deki tüm konutların ülke geneline müstakil bina olarak yayıldığında 15 bin kilometrekarelik bir alan oluşacağını ifade etti. Türkiye'nin toplam yüzölçümünün yüzde 2'sinin, Hazine arazilerinin ise yüzde 4'ünün bu konutlar tarafından işgal edildiğini belirtti.

Deprem 1-2

Belediyelerin konut projeleri hazırlaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kutoğlu, "Bu anlamda Hazine arazilerini alçak, yatay mimaride müstakil konutlar yapmak için bir sosyal proje geliştirebilirler. Bunu da çok hızlı bir şekilde gerçekleştirebilirler. Ülkemizde bu projeler için yeterli alan var. Riskli konutları rahatlıkla müstakil eve dönüştürebiliriz. İnsanın toprakla güçlü bir bağı vardır. İnsanı topraktan koparttığınızda, ruhsal sorunlar yaşanabilir. Amerika'da insanların yüzde 88'i, İngiltere'de yüzde 85'i, Polonya'da yüzde 80'i, Fransa'da ise yüzde 69'u müstakil evlerde yaşamaktadır. Ancak bu oran ülkemizde sadece yüzde 24'tür. Aslında burada bir öğretilmiş çaresizlik durumu var. Anadolu kültüründe müstakil evlerde yaşam geleneği vardır. Ancak sonradan apartman kültürü oluşmuştur. Ülkemizin coğrafyasını etkin bir şekilde kullanarak, yatay mimariye geçerek ve Hazine arazilerinde bahçeli konutlara yönelerek deprem konusunu ülkenin gündeminden çıkarabiliriz" dedi

Kaynak: DHA