DOLAR
5,5847
% 0,33
EURO
6,2105
% 0,26
ALTIN
271,5613
% -0,38
BİST100
95.734
% -0,87

İki adam

11.05.2019 00:00

Yıllar önce bir çalışma çerçevesinde Erol Cihangir ve Mahmut Çetin ile biraya gelmiştik. Ayrı ayrı tanıdığım bu iki kıymetli fikir adamıyla birikimlerinin zekatı kabul edilebilecek kıymette bir çalışmamız oldu. O günlerden zihnime çakılan gözlemlerimi, Türk fikir hayatına orantısız katkılarının küçük bir teşekkürü olarak paylaşmak istiyorum.

Sıra dışı görüntüsünün verdiği mesafenin aksine şefkatli ve samimi bir ağabey kabul etmemiz gereken Erol Ağabey, entellektüel yolculuğunu herhangi bir dışsal etkiye kaptırmadan sürdürüyor. Sadece literatür bilgisiyle değil, sosyal bilimlerin hemen hemen her alanında yetkin bir uzman olarak ondan öğreneceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum. Cağaloğlu yayıncılığının insanı öğüten koşullarına rağmen hem yayıncılığı hem de fikir ve araştırma çalışmalarını sürdürebiliyor.

Tek başına bir okul olarak hizmet verdiği yayınevinde tarih ve siyaset kütüphanesine çok kıymetli eserler kazandırıyor. Türk ulusunun tarihsel serüveninde pek de fazla eğilmediğimiz dönemleri hatırlatıyor, yine Türk coğrafyasının ihmal edilmiş bölgelerine eğiliyor.

Turan coğrafyasının tarihsel şahsiyetlerini ve kahramanlarını onun kaleminden okumanın lezzeti bir başka… Sultan Galiyev’den Baymirza Hayit’e, Emir Şekib’ten Mustafa Çokay’a kadar pek çok isme dair ülkemizin en yetkin eserlerini ya kaleme aldı, ya da yayınladı. Editörlüğünü üstlendiği onlarca yayının dışında düzenli olarak çıkardığı Turan dergisini anmadan geçmek olmaz.

Türk dünyasının bir birikimi kabul etmemiz gereken dergiyi neredeyse değil kesinlikle tek başına çıkartıyor. Türlü imkansızlıklara rağmen her sayısında Türk düşünce hayatına ciddi katkılar sağlayan konuları ve yazarları biraraya getiriyor. Kıymetli Erol Ağabeyimin biz fanilerin üstlenmesi gereken sıradan işleri yapmak zorunda kalmayacağı bir çalışma ortamı olsaydı daha neler neler yazacağını ve yayınlayacağını tahmin dahi edemiyorum.

Gittikçe uzayan ve zamanla daha da beyazlaşan sakallarını, her daim tıka basa kitap dolu çantasıyla tamamlayan Erol Cihangir’in gıpta ettiğimiz üretkenliğinin hep sürmesini diliyorum. Umarım sohbetinden de istifade etmek mümkün olur.

Eşitlerin ikincisi kabul ettiğim Mahmut Ağabeye ise çok uzun zamandır rastlayamıyorum. Belki ilgisizliğimin sonucu ne yazılarını okuyabiliyorum ne de son çalışmalarını takip edebiliyorum. biyografi.net gibi dev bir ekibin gerçekleştirebileceği büyüklükteki çalışmayı her tür imkan yoksunluğuna rağmen üstlenen Mahmut Ağabeyi biraz da Ankara’ya kaptırmanın cezasını çekiyoruz.

Edebiyattan sanata, siyasetten bilime neredeyse sosyal bilimlerin her alanında özgün fikirlere sahip olan Mahmut Ağabeyin imza attığı kitapları bir başkası yazmış olsaydı çoktan adını tüm ülkeye ezberletmişti. O ise çokça mütevazı, fazlasıyla münzevi ve ziyadesiyle mahçup… Bir dönem kaleme aldığı siyaset yazılarının ufkumu açtığını ve Türkiye’nin derin gücünü daha farklı anlamaya başladığımı itiraf etmeliyim. Bir Mahmut Çetin yazısından mutlaka onlarca yeni bilgiye sahip olursunuz. Benzerlerinden farklılaştıran hem araştırmacılığı hem de yorumlama gücüdür. Pek çok kişinin komplocu bir zihniyete teslim olduğu kişi ve sınıf araştırmalarında o objektifliğiyle parlıyor.

Boğazdaki Aşiret gibi kendisi dışında yüzlerce yazı adamının tepe tepe kullandığı ve büyük paralar kazandığı araştırma kitaplarına imza attı. Boğazdaki Aşiret’te okuduklarını anlatan pek çok kişi bu ülkenin her şeyi bilen araştırmacısı olarak ortalıkta dolaşıyor. Mahmut Ağabeyi ise ara ki bulasın… En son Habertürk’te çalıştığım dönemde televizyon programına davet etmek için aradığımı hatırlıyorum. Gerçekleşmediğine göre mutlaka bir mazeret sunarak kabul etmemiştir.

Çıkacak yeni bir kitabın heyecanını yaşadığı o günlerde pek de gizlemediği kırgınlığını fark etmiştim. Artık kullanmaktan ve tanımlamaktan hoşlanmadığım “camia”ya yönelikti bu kırgınlık. Kıymet bilinmemenin, görmezden gelinmenin inceden inceye bir öfkesi de düşmüştü üzerine… Ortalıkta kanaat önderi olarak dolaşan beleş (!) adamları gördükçe “İKİ ADAM”dan da özür dilemek farz kabul edilmeli. Yazı hayatında tanıdığım en saygın iki isme de bereketli bir yazarlık ömrü diliyorum.


Yorum Ekle