İncelenen Kitap: BÜ YÜ K SANATÇILARIN GİZLİ HAYATLARI - Elizabeth LUNDAY

Çeviri: Sevin OKYAY

Kapak sayfasında, kitap adının üzerine yazılmış olan 'Öğretmenlerin size ünlü ressamlar ve heykeltıraşlar hakkında asla anlatmadığı şeyler' ifadesi ister istemez merak uyandırıyor. Kitabın yazarının aslında bir gazeteci olması, bu ilk cümle yüzünden bir tiraj kaygısı kokusu almamıza sebep oluyor. Ortalama okur kitlesini iyi tahlil ettiği anlaşılan yazarın, daha kapak sayfasından en çok bu duyguya hitap edeceğini anlamak zor değil!

İnsani bir dürtünün gereği olarak olayların arka planını, elde edilen sonucun neden ve nasıl bu hale geldiğini merak ederiz. Bazen bir şeye bakarken farkında olarak veya olmayarak ondan uzaklaşır, kendimizi o şeyin meydana gelme aşamalarını düşünürken yakalarız. Bir resme veya mimari esere bakarken, yapanın adı ister Sinan ister Ronin olsun hiçfark etmez. Ya da Monet, Picasso; Bir renk tonu, duygu veya tema alır götürür bizi. Ve biz önümüzde duran eseri ıskalayıp, böyle bir eseri ortaya koyan kafayı, elleri, hangi düşüncelerle bu eserin ortaya konulduğunu merak ederiz.

Rönesans, Orta Çağ ve Reformasyon arasındaki tarihi dönem olarak anlaşılır. 15 - 16. yüzyıl İtalya`sında batı ile klasik antikite arasında sanat, bilim, felsefe ve mimarlıkta bağın tekrar kurulmasını sağlayan, Antik Yunan filozof ve bilim adamlarının çalışmalarının çeviri yoluyla alındığı, deneysel düşüncenin canlandığı, insan yaşamı (hümanizm) üzerine yoğunlaşıldığı, matbaanın bulunmasıyla bilginin geniş kitlelerle paylaşımının arttığı ve radikal değişimlerin yaşandığı dönemdir. Bu dönemi özellikle İtalyan sanatçılar başta olmak üzere, İngiliz, Fransız, Alman, İspanyol ve Hollandalı birçok ressam, heykeltıraş, mimar ve edebiyatçı şekillendirmiştir. Elimizdeki kitap Rafael`den Leonardo da Vinci`ye, Mikelanj`dan Rembrandt`a, Botticelli, Dürer, Rossetti, Jan Van Eyck ve Salvador Dali`ye uzanan geniş bir yelpazeyi sunmaktadır. Bu sanatçıların en önemli eserlerinden, hayatının dönüm noktalarına kadar pek çok yerinde bilgi bulunmakla beraber, dikkatler daha fazla özel yaşamlara, arka planlara yoğunlaştırılmak istenmektedir. Bu da yazarın bir magazin gazetecisi refleksiyle hareket ettiği hissini uyandırmaktadır.

`height=

Avrupa edebiyat, sanat ve mimarisini oluşturmuş, sonrasına da tesir edip yön vermiş sanatçıların neredeyse tamamının yaşadığı dönemde, çeşitli kötü alışkanlık hatta sapıklıklarla özdeşleşmiş olması tesadüf olarak görülebilir mi? Örneğin farklı cinsel eğilimlere sahip Da Vinci, şiddete meyli yüksek ve hatta cinayet işlemiş olan Caravaggio, karısıyla evdeki kavgalarını sokağa, herkesin önüne taşımaktan çekinmeyip onunla dövüşen Edvard Hopper, yaşadığı evlenme ve boşanmalarla aile kavramını yerlerde süründüren Picasso bunlardan sadece bazıları. Uyuşturucu müptelası olanlar, ayık gezmeyenler cabası; Bu durum tespiti bize Avrupa medeniyeti hakkında fikir verir diyebilir miyiz? Michelangelo`nun Sistine ve Medici şapellerinin tavanlarını resimlediği dönemde itici vücut kokusu yüzünden asistanlarının kendisiyle çalışmaya dayanamadığını öğreniyoruz. Ve aynı dönemde Mimar Sinan`ın yapacağı eserlerden önce, inşaatta çalışan işçiler için hamam inşa ettirdiğini biliyoruz.

Sanatçıların birçoğunun yaşadığı dönem şartlarında kıymetlerinin bilinmediği, sonraki dönemlerde gerçek değerlerinin anlaşıldığı söylenegelen bir gerçektir. Tabi ki her ressam, şair, romancı veya mimar için aynı şey geçerli olmayabilir. Tüm ünlüleri aynı yere koymak kuşkusuz doğru olmaz. Fakat bu kitapta ortaya konulan gerçek yaşam öykülerine bakıldığında insan düşünmeden edemiyor acaba sanatçılar yaşadıkları marjinal hayat ve özel hayatlarındaki çalkantılar sebebiyle kaybettikleri saygınlık yüzünden mi yaşadıkları dönemde çevreleri tarafından anlaşılamıyor ve genelde uzaklaşmak ya da çatışmak zorunda kalıyorlar. Çağdaşları onların uçlardaki davranışları ile yüzleşmekten, eserlerinin gerçek değerini fark edemiyor, etse de takdir etmeyecek kadar nefret mi ediyor? Ve sonraki nesiller sanatçının özel yaşamındaki sırları, zayıflıklarını, çirkinliklerini yani kısaca beşer hallerini bilmeyip, görmeyip sadece yeteneğini yansıtan eserleri ile yüz yüze olduğu için mi eserlerine değer veriyor?...