11 Nisan 2021, Pazar
Son Dakika

Direnişten Dirilişe İstiklâl Marşı Yolculuğu

05.03.2021

Bu yazıyı dün Bitlis’te helikopter kazasında şehit olan askerlerimizin aziz hatıralarına ithaf ediyorum. Makamları âlî, mekânları Firdevs olsun. Ruhları için Fatihalar okuyalım.

TBMM 2021’i ülkemizin önde gelen STK’larından Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB) gayretleriyle İstiklâl Marşı Yılı olarak kabul etmişti. Bu kapsamda 2020 yılının son günlerinde İstiklâl Marşı’nın Kabul Edildiği Günü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü Hakkında Kanun’a geçici madde eklenmesini içeren düzenleme kabul edilerek, kanun teklifine eklenmişti. Söz konusu düzenlemeyle 2021, "İstiklal Marşı yılı" olarak kabul edildi. Böylelikle içinde bulunduğumuz yıl boyunca bütün kamu kurum ve kuruluşları tarafından İstiklal Marşı'nın anlamını ve Kurtuluş Savaşı'nın önemini anlatmak amacıyla halkımızın ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma etkinlikleri düzenlenmeye başladı. Yazarlarımız da İstiklâl Marşı’nın 100’üncü yılına özel kitaplar yayınlamaya başladı.

Mehmet Âkif'in ''İstiklâl Marşı'' yürüyüşü…

Direnişten Dirilişe İstiklâl Marşı Yolculuğu serlevhalı kitap da yeni takvim yılının ilk günlerinde arz ettiğimiz mülahazalar neticesinde okuyucularla buluştu.

Araştırmacı yazar Tahir Fatih Andı, İstiklâl Marşı Yılı’na armağan ettiği kitabında şairliğin verdiği sanatçı ruhunu savaşçı ruhuyla kendi milletine, medeniyetine bir karşı koyuş değil de savaşçı ruhuyla düşmana karşı duruş göstererek milletini motive etmeye kullanan Mehmet Âkif'in “İstiklâl Marşı” yürüyüşünü teşrih masasına yatırıyor.

İstiklâl Marşı ferd-i vâhiddir

İstiklâl Marşı bir nevi ferttir, ferd-i vâhiddir. Milli Mücadele'nin büyük zafer yolunda adeta milletiyle beraber yer alarak "Büyük Taarruz"a koşan kahraman ordumuzun bir mensubudur İstiklâl Marşı. Bu toprakların, bir adım öte milletin, Ümmet-i Muhammed’in mâşerî vicdanından neş’et eden İstiklâl Marşı bu yönüyle, o dönemde zafere korku ve şüphe ile bakanların yanı sıra Milli Mücadele’nin mutlaka zaferle sonuçlanacağına inanmış olan halkımızın fikirlerini Anadolu coğrafyasına bir yönüyle Hicaz’a, diğer bir yönüyle Semerkand’a, oradan Mostar’a ve Kaşgar’a bağlayan milli, manevi, irfani bir kuvvettir.

İstiklâl Marşı’na ferd-i vâhid dedik el Hakk doğrudur. İstiklâl Marşı bir yönüyle canlıdır. Hatta sıradan bir canlıdan ziyade capcanlıdır. Toprağıyla barışık, değerleriyle barışık şairinin biiznillah kalemiyle, ruhuyla, kanıyla, canıyla, dişiyle, tırnağıyla meydana getirdiği kutlu bir dava adamıdır.

Asliyet ve terkip şuurunda uyanış…

İstiklâl Marşı, ilay-ı kelimetullah davasında uzun mesafeli ve çetin yollarda yapılan mukavemet koşumuzun refikidir, rehberidir. Uzun soluk ve direnç gerektiren Milli Mücadele maratonumuzun dayanıklılık, süreklilik gerektiren uzun süreli adımıdır. Bu adıma hamle çapında diriliş, asliyet ve terkip şuurunda uyanış diyebiliriz.

TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, Âkif’in, söz konusu asliyet ve terkip şuurunu “Türkiye ruhunun bir yansıması” şeklinde tahlil ediyor ve ekliyor: “Bu toprakların doğasına İslamsız millilik de, vatansız İslamcılık da uymaz. İşte Âkif burada yüce gönlüne vatanını da, milletini de, ümmetini de sığdırmayı başararak birini diğerine çatıştırmamıştır.

Günümüzdeki sorunların birçoğunun sebebi bu çatışmadan kaynaklanmaktadır. Âkif, milletin, ümmettin yaralarını bilen, engin ferasetiyle gelecekte hangi sıkıntıların yaşanacağını gören, bunun için de mensubu olduğu ümmetten kendisini sorumlu hissederek sürekli “haykırarak”, uyarıcılık vazifesinde bulunan kişidir.

İçinde bulunduğumuz zamandan baktığımızda Şairin haykırışlarında ne kadar haklı olduğunu açık seçik bir şekilde görmekteyiz. Eğer Âkif’in uyarıları dikkate alınsaydı İslam dünyası bugün perişan vaziyette olmazdı. Çünkü ‘Kudretli Şair’, edebiyat kaygısıyla hareket edip sözünü sanatının arkasına koymayı tercih etmeyip sanatını feda etmeyi göze alarak sanatının önüne sözünü geçirip anlatacaklarını dolaysız bir şekilde anlatmıştır. Gerek yazdıklarıyla ve de gerekse yaşadıklarıyla ele aldığımızda Âkif’in ümmetin ortak değeri olduğunu net bir şekilde görürüz.

Mahmut Bıyıklı: Âkif, milletinin gönül dilini çözerek Müslümanların acılarını kalbinde hissetmiştir

O sıradan bir şair olarak yaşamamış milletinin sözcüsü, yol göstereni olmuştur. Ümmetin derdiyle dertlenmiştir. O milletinin gönül dilini çözerek Müslümanların acılarını kalbinde hissetmiştir.

Bütün toplumların ilginç bir özelliği var. Kendileri gibi düşünen, kendileri gibi dertlenen, kendilerinin çarpan nabzı olarak gördükleri sanatçıları sahiplenip onun ismini ölümsüzleştirmişlerdir.”

İstiklâl Marşı Ümmet-i Muhammed ile vücut bulmuş bir metindir

Yazar Tahir Fatih Andı’nın şümullü bakış açısıyla şairinin ismi ‘Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi’ne altın harflerle yazılan İstiklâl Marşı, ‘Milli Mücadele'nin bütün cephelerinde, büyük zafer yolunda adeta milletiyle beraber Kuvayı Milliye içerisinde yer alarak "Büyük Taarruz"a koşan kahraman ordumuzun bir ferdidir. Dolayısıyla İstiklâl Marşı şairiyle, milletiyle, bir adım öte Ümmet-i Muhammed ile vücut bulmuş bir metindir.’

Eğitimci-yazar Tahir Fatih Andı’ya göre ‘mesafesi her bir insanımızın, yani milletimizin gönül dünyasınca olan; dünya var oldukça da var olacak olan bir büyük halk koşusu’ olan İstiklâl Marşı, mezkûr yarışta ‘durup dinlenmeksizin koşan şairinin kaleminden’ doğarak ‘12 Mart 1921 tarihinde de milletinin nüfusuna kaydolmuştur.’

‘Sırât-ı Müstakîm” zemini…

Müellif Andı, Direnişten Dirilişe İstiklâl Marşı Yolculuğu isimli son kitabında Mehmet Âkif'in “İstiklâl Marşı'” yürüyüşünü, mezkûr çabaya yakışır bir keyfiyette ele alarak, bu yürüyüşün hüvesi hüvesine milimi milimine ‘Sırât-ı Müstakîm” zemini üzerinde gerçekleştiğine şehadet ediyor.

İstiklâl ve mücadele yüklü satır aralıkları…

‘Âkif burada doğdu, bunları okudu, bunları yazdı, şöyle büyük sanat adamıydı, böyle büyük şiiri vardı falan gibi beylik cümlelerle değil; Âkif'i milleti ve devleti için attığı adımlarıyla, toplumu inşa eden yürüyüşüyle, yani eylemi ve gayretiyle işaret ettiği’ni belirten yazar,
İstiklâl Marşı’nın 100. Yılı vesilesiyle marşımızın millî hikâyesini, daha doğrusu vakıasını Hat Yayınevi’nden neş’et eden yüz yirmi beş sahifelik kitabının istiklâl ve mücadele yüklü satır aralıklarında özetlemeye çalışıyor.

Yazımızı, Şair Ekrem Kaftan’ın (Kâfî), Bitlis şehitlerine ithaf ettiği kelâma “âmin” diyerek nihayete erdirelim:

Açılsın sekiz cennet şehidler selâmlansın

Melekler bayram etsin Türk Milleti gamlansın


Yorum Ekle