DOLAR
5,7058
% -0,12
EURO
6,4033
% -0,53
ALTIN
258,5609
% -0,44
BİST100
98.028
% 0,96

Kawhi, Clippers’a giderken ligi birbirine kattı

07.07.2019 00:00

NBA’de transfer sezonu hareketli başladı ve öyle devam ediyor. Önce Anthony Davis, Lakers’a takas olarak Lebron’un yanına gitti. Ardından gözler serbest oyuncu statüsündeki Kawhi Leonard’ın hangi takımı tercih edeceğine çevrildi. Birkaç günlük bekleyişin ardından basketbolseverlerin merakla beklediği soru cevabını buldu ve 28 yaşındaki forvet doğduğu şehir Los Angeles’a döneceğini açıkladı. Ancak tahminlerin aksine bu dönüş Lakers forması ile değil şehrin diğer takımı Clippers forması ile olacak. 2.01 boyundaki basketbolcu bu kararıyla bir sezon oynayıp şampiyon olduğu ve playoffların en değerli basketbolcusu ödülünü aldığı Toronto Raptors’u, Kanadalıları ve Lebron başta olmak üzere Lakers taraftarlarını boynu bükük bıraktı. Clippers’dan 4 yıl için 142 milyon dolar alacak Kawhi Lonard’ın planlarını bozduğu takımlar bu iki ekiple sınırlı değil. Los Angeles Clippers’da oynamak için 2. bir yıldızın daha katılmasını şart koşan ve bu ismi de Paul George olarak Clippers yönetimine bildiren Kawhi, temas kurduğu George’u da ikna ederek Oklahoma City Thunder’ı adeta şok etti. Yıldız basketbolcusunun hiç hesapta olmayan ayrılma isteği karşısında ikna çabaları sonuçsuz kalan Thunder genel menajeri Sam Presti bir ara oyuncusunu Pascal Siakam karşılığında Toronto Raptors’a göndermeyi bile denemesine rağmen başarılı olamayınca çaresiz takasa razı oldu. Paul George, Shai Gilgeous-Alexander, Danilo Gallinari, dört korumasız ilk tur draft seçimi, bir korumalı draft seçimi ve iki draft değiştirme hakkı karşılığında Clipperslı oldu. Bu hamlenin ardından şampiyonluk şansı azalan Thunder’ın bir diğer yıldızı Russel Westbrook’u da takaslayarak yeniden yapılanmaya gideceğinin düşünüyorum. Paul George operasyonunu medyaya sızmadan gizlice ve süratle tamamlayan Clippers takım sahibi Steve Ballmer ve genel menajer Lawrence Frank’i ayrıca kutlamak gerek.

Kawhi liderliği alır, George bir adım geride kalır

Kartların adeta yeniden karılmasına yol açacak bu tercih sonrasından Clippers şampiyonluğun en büyük adaylarından biri haline geldi. Paul George ve Kawhi Leonard gibi iki süperstarın yanında ligin en iyi savunmacılarından biri oyun kurucu Patrick Beverley, sezonun en iyi 6. Adamı ödülünü alan Lou Williams, kenardan gelerek takıma büyük enerji katan savaşçı pivot Montrzell Harrell ve genç şutör Landry Shamet ve Hırvat pivot İvica Zubac ile ligin en kadrolarından biri oluştu. Kawhi ve George’un oyun stili olarak takıma kolay adapte olacağı ve geçen sezonun en iyi savunma yapan Clippers savunmasını bir seviye yukarı taşıyacağı kesin. Koç Doc Rivers’ın hayalindeki takımı kurduğunu söyleyebiliriz. Paul George ve Kawhi Leonard arasında da sorun çıkacağını düşünmüyorum. Oynadığı takımlarda lider konumunda olan ikiliden özellikle playofflarda normal sezonda olduğu kadar başarılı olamayan Paul George’un bir adım geride kalarak baskıyı tamamen Kawhi Leonard’ın üstleneceğini öngörebiliriz. Böylece liderliği paylaşmak istemeyen Kawhi Leonard’ın istediği olurken, Paul George stresten uzak bir playoff oynama şansı elde eder.

Lakers B planını uyguladı

Los Angeles’ın esas çocuğu Lakers, Lebron James ve Anthony Davis’in yanına Kawhi Leonard’ı alarak üç süper yıldızlı takımı kurmayı başaramayınca B planını devreye sokarak Toronto Raptors’dan Danny Green, Golden State’ten Quinn Cook ve DeMarcus Cousins, geçen sezon kadrosunda bulunan Kentavious Caldwell Pope, Rajon Rondo ve JaVale McGee ile sözleşme imzaladı. Böylece oyun kurucu dışında kadronun iskeleti oluşmuş oldu. Memphis Grizzlies tarafından serbest bırakılması beklenen Andre Igoudala ile de anlaşan Lakers bu transferi gerçekleştirirse kısa rotasyonunu bol alternatifli ve elit oyunculardan kurmuş olacak. Mor sarılılar savunma yapan bir oyun kurucu bulması halinde kâğıt üstünde çok iyi bir kadroya sahip olur. Geçen sezon savunmada büyük sorun yaşayan Lakers’ın yeni koç Frank Vogel’la bu eksiği gidereceğini düşünüyorum. Net şampiyon adayının olmadığı bu sezonda yıldızlar savaşı iki Los Angeles takımı arasında yaşanacak.

Sadece taraftara yaptırım sporda şiddeti ortadan kaldırmaz

Sporda şiddetle mücadele yasasında değişiklikler öngören kanun teklifi TBMM‘den geçmesinin ardından tartışmaları beraberinde getirdi. Futbolun paydaşları arasında görüş ayrılıklarına yol açan değişikliğin daha çok tartışılacağı belki bazı maddelerinin değişeceğini düşünüyorum. Sporda şiddetle mücadele yasası olarak bilinen 6222 sayılı kanunda öngörülen değişikliklerle beraber spor alanı tanımı genişletildi. Böylece "hakaret ve tehdit olarak algılanacak söz ve davranışların" cezalandırılacağı spor alanı kapsamına "taraftarların maç öncesi, esnası ve sonrasında gruplar hâlinde toplandıkları yerleri, toplu olarak seyahat ettikleri araçları ve stada gidiş-geliş güzergâhları" da girdi. İlave olarak polis taraftarların maçtan önce toplandıkları yerlerde üstünü ve eşyalarını 6222 sayılı kanun kapsamında arayabilecek. Aramalarda üzerinde silah, bıçak, sopa, meşale gibi yasak maddeler çıkan taraftar seyirden men veya hapis istemi ile yargılanabilecek. Kanunla sosyal medya üzerinden taraftarların tehdit ve hakaret olarak adlandırılabilecek paylaşımları da 6222 kapsamına alındı. Genel olarak sporda şiddetin yasayla cezalandırılmasına destek versem de söz konusu yasayla taraftarın fazla baskı altına alındığını düşünüyorum. Ayrıca kanunda tek kare futbol görüntüsü dahi vermeden reyting alma uğruna her türlü kışkırtmanın, spekülasyonun yapıldığı spor programı için her hangi bir düzenleme getirilmemesi büyük eksiklik. Taraftar arasındaki hoşgörüsüzlük, şiddet eğilimi ve holiganizm kendiliğinde oluşmuyor ki! Yöneticilerin, teknik adamların, futbolcuların ve bu tür programların oluşan şiddet ortamında büyük katkısı var. Sporu tüm unsurlarıyla disiplin etmezseniz şiddeti önleyemezsiniz. Sadece taraftara getirilecek yaptırım sivrisinekleri öldürür ama bataklık kurutulmazsa yeni sivrisinekler kısa sürede ortaya çıkar.

Alanyaspor, Merih Demiral’dan kazanmaya devam ediyor

Sezon ortasında Aytemiz Alanyaspor’dan transfer olduğu Sassuolo forması altında başarılı bir sezon geçiren Merih Demiral 18 milyon avro karşılığında İtalya Serie A’nın son şampiyonu Juventus'a transfer oldu. Yeni takımıyla 5 yıllık sözleşme imzalayan milli stoperimiz 2024 yılına kadar Torino ekibinde forma giyecek. Geçen sezon başında 3.5 milyon avro satın alma opsiyonuyla Sp. Lizbon’dan kiraladığı Merih’in bonservisini Ocak ayında satın alan, ardından 7 milyon avroya İtalya’nın Sassuolo takımına satan Aytemiz Alanyaspor, satış sözleşmesine koydurduğu futbolcunun bir sonraki transferinden % 12.5 pay alır maddesi gereği 2.25 milyon avroyu daha kasasına koyacak. Sürekli zarar eden kulüplerimize örnek olması gereken bir transfer başarısına imza atan Aytemiz Alanyaspor Başkanı Hasan Çavuşoğlu’nu kutluyorum. Sadece 3 ay oynattığı milli futbolcumuzdan 6 ay gibi kısa sürede 5.75 milyon avro kar ederek ciddi bir ekonomik başarıya imza attı.

Futbolumuz için milat olabilecek bir transfer

Spor bültenlerinin pek azında ve satır arasında yer verilen ancak bana göre çok önemli bir gelişmeydi Galatasaray’ın U 21 takımı futbolcusu Recep Gül'ün Belçika’nın Westerlo takımına satın alma opsiyonuyla kiralanması. Opsiyon bedelinin 80 bin avro olduğunu göz önüne alırsak aslında bu bir satış. Galatasaray futbolcunun olası satışından % 35 pay alacak. Peki, bu kadar küçük bedelle Belçika 2.ligine bir futbolcumuzun satılıyor olasının önemi ne? Öncelikle kulüp açısından kolay vazgeçiş olmuş. Ancak sözleşmesinin sezon sonunda bitecek olması ve futbolcunun kontrat uzatmaya razı olmaması nedeniyle sarı kırmızılıların sezon sonu bedavaya gideceğine en azından % 35 pay hakkımız saklı kalsın şeklinde düşünerek bu satışa razı olduğunu düşünüyorum. Olaya Türk futbolu açısından bakacak olursak önemi daha iyi anlaşılır. Yıllardır altyapında futbolcu yetişmiyor diye şikâyet ederiz. Aslında bunun nedeni takımlarımızın gençler için bir planının olmaması. Alt yaş liglerinde ve milli takımda başarılı olan gençler genelde 21 yaşına kadar altyapı takımlarında tutulur. Çeşitli başarılar elde eder. Ancak A takımda oynama şansı pek verilmez. 2. Ve 3. lig takımlarına kiralananlar ise aşırı sertlik yanında hazır futbolcu tercih etme nedeniyle oynayama veya sakatlıkla tamamlar sezonu. Bu ortamda fizik ve taktik olarak gelişemeyen futbolcu kısa sürede alt liglere gider ve unutulur. Pek çok alt yapı efsanesi bu şekilde kaybolup gitti. Oysa İngiltere, İtalya, İspanya ligi takımları futbolcunun fiziksel ve taktiksel olarak gelişimi için oynayabileceği Hollanda, Belçika, Almanya, Fransa, Avusturya ve İsviçre gibi liglere kiralayıp, yakından takip ederler. M.City’nin iki sezon Galatasaray’a kiralayıp ardından 10 milyon avroya Lyon’a sattığı Jason Denayer bunun somut örneğidir. Denayer gibi verebileceğimiz bir dolu örnek var. Oyuncu rezerv takımda veya yedek oturup bedelsiz gideceğine bir plan dâhilinde oynayabileceği bir takıma gönderilip, izleniyor. Kadroya girecek seviyeye gelemese dahi belli bir piyasası oluştuğu için kulüp satarak para kazanabiliyor. Recep Gül transferi bu açıdan önemli. Kanat forvet oynayan 2000 doğumlu futbolcu hücumun kanattan şekillendiği Belçika Ligi’nde kendisi için ideal ortamı bulacak. Başarılı olmak için yeterli şansı hem de scout ve menajerlerin yakından takip ettiği bir ligde bulacak. Kulüplerimizin bu tür uygulamaları tercih edip Hollanda, Belçika, Avusturya, eski Yugoslavya ülkeleri gibi yetiştirici liglere diğer gençlerimizi kiralaması futbolumuzun yararına olacaktır. Ancak bu kiralama satış opsiyonsuz olmalı ki futbolcuyu geri almak veya bir başka takıma satabilmek mümkün olsun.


Yorum Ekle