DOLAR
5,7884
%0,66
EURO
6,4038
%0,20
ALTIN
271,88
%-0,36
BİST100
7,6090
%0,46

Ankara’ya “İkinci Nokta” rayihası!

17.02.2019 00:00

Hattat-akademisyen Recep Minga’nın İkinci Nokta Kufi-Makili Hilye Sergisi Ankaralı sanatseverlerle buluştu.

Ankara Sanat Galerisi’nde 16 Şubat Cumartesi günü geniş bir katılımla açılışı gerçekleştirilen sergide sanatçının son yıllarda emek verdiği yirmi beş hilye-i şerife yer alıyor. Yeni sergisi özelinde akademisyen-hattat Recep Minga’nın sanat yolculuğuna ayna tutmaya çalıştık.

Hattat Recep Minga sanatkâr ecdadımızın “cismânî âletlerle icra edilen rûhânî mühendislik” şeklinde nitelendirdiği hat sanatı irfanımıza önemli katkılar vermeye başlayan bir sanatkâr.

Recep Minga’nın esâmesi kabiliyetleriyle doğru orantılı bir şekilde sanat camiamızda son yıllarda yüksek sesle okunmaya başladı. İstanbul Antik Sanat’ın uluslararası hilye yarışmasında kufi-makıli hilyesi ödül alan sanatkâr, kamış kaleminden aldığı zikir âvâzına yönelik ilk ciddi sınavını Yeditepe Binanali’nde vermişti. Sermîmârân-ı hâssa Koca Sinan’ın eseri Süleymaniye Sâlis Medresesi’nde bir derviş odasına yan yana sıralanarak gizli zikirleri terennüm eden hilye sergisinin ismi İlk Nokta-Kufi Hilye Sergisi’ydi…

Recep Minga’dan Ankara’ya “merhaba”

Şimdi hattatımız biiznillah bir adım daha atarak “İkinci Nokta-Kufi-Makıli Hilye Sergisi’yle Ankaralı sanatseverlere “merhaba” diyor.

Sanatkâr ilk noktayı ‘varlık’la, var oluşla; ikinciyi ‘istikâmet’le telif ediyor. Birinci noktada ontoloji; hat sanatının varlık felsefesini teşrif masasına yatıyor, hat nokta nokta yazılıyor, noktalar uç uca; yan yana ekleniyor ve bir müddet sonra Hattat Minga’nın kamış kaleminin ucunda Vacib’ül-Vücûd Hazretleri’nin ism-i şerifi beliriyor: Allah!

İstikamete işaret eden ikinci nokta ile ‘Rakım Mesleği’yle meşgul olanların bilgisi dâhilinde olan Hz. Ali’nin hat sanatına yönelik kutlu sözüne atıf var: “Hat sanatı hocanın öğretişinde gizlidir. Kıvamı çok çalışmakta, devamı İslâm dini üzere olmakla mümkündür.”

Kufi-makili yazı nevilerinde uzmanlık kesbetmiş, nevişahsına münhasır kabiliyetleri olan sanatkârı Recep Minga hafızlığını ikmâl etmesinin ardından imam hatip okulunda tahsil görmüş. Lise mezuniyetinin ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İstatistik bölümünü başarıyla tamamlayan Minga, takip eden yıllarda Marmara Üniversitesi’nde yine İstatistik branşında yüksek lisans eğitimi almış. Hali hazırda Yönetim ve Strateji alanında doktora çalışmalarına devam etmekte olan sanatkâr İstanbul’da özel bir üniversitede öğretim üyesi olarak hizmet ediyor. Bir yandan hat sanatı irfanımıza yeni eserler armağan ederken, diğer yandan da geleceğimizin teminatı durumundaki gençlerin eğitimine katkı sağlıyor.

Davut Bektaş’ın ve Tahsin Kurt’un izinde…

Davut Bektaş Bey’den sülüs-nesih yazı nevilerinde istifade eten Recep Minga dört yıldır Hattat Tahsin Kurt’tan talik sanatının inceliklerini meşk ediyor.

“Talik yazıyı da çok seviyorum tabii ki. Kufi yazı ile şöyle bir benzerliği var; yazıların en hareketlisi ve yumuşağı talik iken, en köşeli ve sert olanı da kufi. Böylelikle iki aşırı ucu bir bünyede cem etmeye çalışıyoruz” diyen sanatkârın asıl uzmanlık alanını kufi-makıli yazılar oluşturuyor. Söz konusu uzmanlıkta hiç şüphesiz Recep Minga’nın geometri hocalığı yapmış olmasının katkıları var.

‘İkinci Nokta’ Ankara’da…

Ankaralı sanatseverlerin huzuruna “İkinci nokta” ile çıkan Hattat Recep Minga büyük ebat ve daha önce pek denenmemiş formlarda hilye yazmaya yönelmesini şu cümlelerle izah ediyor:

“Makıli yazı daha çok mimaride kullanılan, özellikle Selçuklu eserlerinde rastladığımız bir yazı türü. Hattatlarımız bu yazı türünü tezyînî bir sanat olarak görmelerinden olacak ki tablo, ya da kitap murakkaa yazıları olarak çok göremiyoruz.

Karahisari’nin meşhur müselsel besmelesi ile birlikte aynı tabloda yer alan makıli İhlâs suresi tasarımı bizim için en güzel örneklerdendir, mimari harici yazı numunesi olarak.

Hattatlarımız makıli yazı stiline daha çok yazıyı süsleme öğesi olarak, zencerek niyetine tablolarında yer veriyorlar. Bununla birlikte sülüs-nesih bir hilyenin çok küçük bir bölümünde bu yazıyı kullanıyorlar. Biz de “bu yazı stili ile baştanbaşa hilye neden yazılmasın?” mülahazalarıyla denemeye karar verdik. Antik A.Ş.’nin 2’inci Hilye yarışmasına hazırladığımız bir tasarımla katılıp ödül aldık.

Hilyelerdeki ebadın büyüklüğü yazının karakteristiğiyle ilgili

Hilyelerimizin daha ziyade büyük ebatta olması, yazının karakteristiği ile ilgili. Tabii hilye metni oldukça uzun ve tüm unsurlarıyla birlikte yer almalı. Tüm bunlar bir araya gelinde en az 1,5 m. boyutunda yazılması gerekiyor. Bizim de ebatlarımız en küçük 1 metre olarak tasarlanıyor. Daha küçük metinlerde tabii ki daha ufak tablolar yapmak mümkün.”

Birbirinden âlâ hilye eserlerini tamamen geleneksel usullerde murakka ederek, asitsiz, el yapımı kâğıtlar üzerine çalışan ve levhalarında herhangi bir koruyucu malzeme kullanmayan Recep Minga’nın Ankara sergisinin konsepti de ilk serginde olduğu gibi nevişahsına münhasır. “İkinci Nokta” sergisinin şöyle bir hikâyesi var. Recep Minga’nın Yeditepe Bienali’nde açtığı sergiyi ziyaret eden Ankara Sanat Galeri ve Müzayede Evi’nin müessisi Mehmet Ali Ekmen, sanatkârın kufi-makıli yazılarından etkilenerek Ankara’da sergi teklifinde bulunmuş. Bu tekliften heyecan duyan ve memnuniyetle kabul eden Minga, hikâyenin devamını şöyle getiriyor: “Bienal’de 15 adet eserle açtığımız “ilk nokta” sergimize, 25 hilye ile “ikinci nokta” adıyla devam edelim dedik. İlk nokta “var olma”, ikinci nokta ise “istikamet bulma” olarak mânâlanmış oldu. Yeditepe Bienali biter bitmez, mayıs ortası gibi başladık çalışmaya ve ancak, ucu ucuna da olsa söz verdiğimiz gibi eserlerimizi yetiştirdik, çok şükür.”

Recep Usta’nın eserlerinde Züleyha Minga’nın katkısı büyük

Recep Minga’nın eserlerinde tezhip sanatkârı eşi Züleyha Minga’nın hatırı sayılır derecede katkıları var. Recep Usta’nın eserleri, Züleyha Hanım’ın fırçasının ölçülü dokunuşlarıyla tamama; bir adım öte kemâle ediyor. Az önce, hat nokta nokta yazılır demiştik… Şimdi bu beylik cümleye yazının elbisesi konumunda olan tezhip sanatını da ilave edelim. Hat hokta nokta yazılır, tezhip damla damla büyür… Tezhipçi Züleyha Minga’nın fırçasının ucunda küçücük bir altın damlası belirir… Sanatçın fırçası, Recep Minga’nın göz nuru döktüğü aharli kâğıdın üzerindeki hattın kâh içerisinde, kâh kenarlarında gezinir…

Tezhip damla damla büyür

Böylelikle tezhip damla damla büyür… Bazen hatai bir kelebek olur; güzel gözlü “he”lerin içerisine girerek ötelere ve ötelerin ötesine kanat çırpar. Bazen saz yolu olur; “kef”lerin serenine sarılır, bazen bulut olur; “ye”lerin keşidesine tutunur… Bazen rumi olur; “ayın”ların çanağına oturur… Bazen münhani olur; ayet-i kerimelerin, hadis-i şeriflerin etrafında edeple ilerleye ilerleye ötelere doğru kanat çırpar; ötelere, ötelerin ötesineTezhip damla damla büyür Züleyha Minga’nın avuçlarının içinde…

Kufi bu çağın yazısı

Recep Minga’nın Ankara Sanat Galeri ve Müzayede Evi’nde görücüye çıkan “İkinci Nokta-Kufi-Makıli Hilye Sergisi’yle kamuoyuna arz etmek istediği mesajı şöyle:

”Kufi-makıli yazı sayın hocam Ali Toy’un da ifadesiyle aslında tam da bu çağın yazısı. Mimari süsleme unsuru olarak da dünyada örneklerini yeniden görmeye başladığımız kufi-makıli yazıları önümüzdeki yıllarda ülkemizde daha fazla göreceğimizi düşünüyorum.

Kufi yazı hemen her sanat zevkine hitap ediyor

Kufi yazı aynı zamanda farklı çevrelerden, farklı tasarım ve sanat zevki olan insanlara da hitap edebiliyor. Bu türden ifadeleri sergilerimizde sıkça duyuyoruz. Örneğin, ülkemizde her AVM’de bir mescidimiz var. Hizmetinde bulunduğumuz yazı nevileri AVM mescitleri için son derece uygun konseptleri hâvî. Keşke birilerinin aklına gelse de sadece makıli yazı kullanılan bir mescid tasarlansa. Hatta sadece bu yazının kullanıldığı yeni tasarım bir cami görmek de nasip olur inşallah. Biliyorsunuz Gebze Çoban Mustafa Paşa Camii komple kufi yazı ile donatılmıştır, inanılmaz bir örnektir bizim için.

Sergideki eserlerin tamamı hilye-i şerif tasarımı. Evlerimize ya da ofislerimize ilk asmamız gereken tablo olarak öne çıkan hilye yazımı kadim bir gelenek olarak halen devam ediyor. Bu nedenle sergimizin konsepti kufi-makıli hilye olarak belirlendi. Bildiğim kadarıyla sadece makıli hilyeden oluşan böyle bir sergi ilk olarak Yeditepe Bienali’nde bizim açtığımız sergi olmuştur, ikincisi ve daha kapsamlı olanı biiznillah “İkinci Nokta-Kufi-Makıli Hilye Sergisi.”

Sanatseverlerin ve koleksiyonerlerin Recep-Züleyha Minga isimlerini sadece sanat ve estetik güzellikleri temâşâ bağlamında değil, yatırım alanında da not etmeleri vakıa mutabık olacak. Çünkü ‘Mingalar’ sanatlarının bahar mevsimini yaşıyor.

Hat bizatihi keşif sanatıdır. İki Nokta Kufi-Makıli Hilye Sergisi, Hattat Recep Minga’nın 30 yıllık sanat birikimini keşfetmek isteyen Ankaralıların 28 Nisan Perşembe gününe kadar Çankaya’daki Ankara Sanat Galerisi’ni ziyaret etmesi gerekiyor.


Yorum Ekle