Bütün mahlû katı yaratan Rabbimiz, kerem ve cömertlikte eşsizdir. O`nun bizlere ihsan ettiği nimetler saymakla bitmez. Aldığımız nefesten, içtiğimiz suya yediğimiz lokmadan, harcadığımız zamana, her şey O`nun bizlere lütfudur. Aklımız, gönlümüz, sevgi ve merhametimiz, birbirimize olan muhabbetimiz hep O`nun bizlere ikramıdır. O halde bize ömrümüzü, türlü nimetleri, hâsılı varlığımızı bağışlayan Allah`a ne kadar şükretsek az değil midir? Rabbinin bunca nimetini görmezden gelerek, insanın sorumluluklarını ihmal etmesi ve başıboş bir hayat sürmesi hiçinsana yakışır mı?

Varlık amacımız, Allah`a iman ve kulluğun yanında yeryüzünü imar etmektir. Yeryüzünde sevgi, saygı, şefkat ve merhameti yaymaktır. Hepimizin ortak yurdu olan dünyamızda iyiliği egemen kılmaktır. Her daim adaleti yüceltmektir. Hak ve hakikate tercüman olmaktır. Batıla karşı hakkın, zalime karşı mazlum ve mağdurun, cehalete karşı ilim ve irfanın yanında yer almaktır. Fitne, fesat, zulüm, savaş, katliam gibi her türlü kötülüğün karşısında durmaktır.

Bugün, genelde insanlık özelde ise İslam coğrafyası, barış ve huzurun, eman ve selamın, güven ve sükû netin özlemini duymaktadır. Unutulmamalıdır ki bütün bu güzellikler Kur`an`ın baki hakikatlerinde, Peygamberimiz (s.a.s)`in çağlar üstü örnekliğinde mevcuttur. Yeter ki müminler olarak bizler, hayatımızı bu güzelliklerle tezyin edelim. Yeter ki bu güzellikleri uygun bir lisanla, hikmetli bir üslupla insanlık ailesine takdim edebilelim.

Geliniz! Gaye-i hayatımız üzerinde bir kez daha düşünelim. Varlık gayemiz doğrultusunda bir hayat yaşamaya gayret edelim. Rabbimize yüz akıyla dönmeye çalışalım.

Hayırlı günler;